Aşağıdakiler mahkemelerde avukatlar tarafından sorulmuş gerçek sorulardan derlenmiştir. Avukatlarımız (özellikle de bizim
tanıdıklarımız!!) hiç alınmasın lütfen çünkü bu sorular amerikan mahkemelerinde sorulmuş ve yanıtlanmış, sadece türkçeye
çevrilmiş..
- "Uykusunda ölen bir insan, ertesi günün sabahına kadar bunun farkına varamaz, değil mi doktor?"
- "En genç olan oğlunuz, hani şu 20 yaşında olan, kaç yaşındaydı?"
- "Resminiz çekilirken orada mıydınız?"
- "Yalnız mıydınız, yoksa kendi başınıza mıydınız?"
- "Savaşta öldürülen kardeşiniz miydi yoksa siz miydiniz?"
- "Sizi öldürdü mü?"
- "Çarpışma esnasında araçlar arasında ne kadar mesafe vardı?"
- "Oradan ayrılana kadar orada mı kaldınız?"
- "Kaç kere intihar etmeyi başardınız?"
- "8 ağustosta mı hamile kaldınız?"
"Evet."
"Peki o anda siz ne yapıyordunuz?"
- "Üç çocuğunuz var, değil mi?"
"Evet."
"Kaçı erkek?"
"Erkek yok."
"Hiç kızınız var mı?"
- "Merdivenler alt bodruma iniyor dediniz, değil mi?"
"Evet."
"Peki bu merdivenler yukarı da çıkıyor muydu?"
- "Bay ___, geçen yaz kusursuz bir balayına çıktınız, değil mi?"
"Evet, Avrupa'ya..."
"Eşiniz de sizinle geldi mi?"
- "İlk evliliğiniz niçin sona ermişti?"
"Ölüm sebebiyle."
"Kim ölmüştü?"
- "Şüpheliyi tarif edebilir misiniz?"
"Orta boyluydu, sakalı vardi."
"Erkek miydi yoksa kadın mı?"
- "Bugüne kadar kaç ölü üzerinde otopsi yaptınız, doktor?"
"Bugüne kadarki bütün otopsilerimi ölüler üzerinde yaptım."
- "Bütün cevaplarınız sözlü olmak zorunda, anlaştık mı? Şimdi, hangi okula gidiyorsunuz?"
"Sözlü"
- "Otopsiye başladığınız zamanı hatırlıyor musunuz?"
"Akşam 8:30 civarında başladık."
"Bay___ o esnada ölü müydü?"
"Hayır, sandalyeye oturmuş neden otopsi yaptığımı merak ediyordu."
- "İdrar örneği verme imkanınız var mı?"
"Kendimi bildim bileli yapabilirim."
- "Otopsiye başlamadan önce Bay .....'nin nabzına baktınız mı doktor?"
"Hayır."
"Kalbini dinlediniz mi?"
"Hayır."
"Nefes alıp almadığını kontrol ettiniz mi?"
"Hayır."
"O halde siz otopsiye başlarken Bay ___ hala yaşıyor olabilir, değil mi?"
"Hayır."
"Nasıl bu kadar emin olabiliyorsunuz, doktor?"
"Çünkü adamın beyni masamın üstünde bir kavanozun içindeydi."
"Yine de hasta hala yaşıyor olamaz mıydı?"
"Evet, hatta şu anda bir mahkeme salonunda avukatlık yapıyor olabilir."
Kayserililerle, Karadenizliler, biri bir tepenin ardında , diğeri de öbür tepenin ardında savaşa tutuşmuşlar. Bir süre çatıştıktan sonra, Kayserililer bakmışlar ki bu işin böyle devam edeceği yok. Bir hile düşünmeye başlamışlar. Kayserilinin birinin aklına bir hinlik gelmiş. Demiş; bu Karadenizlilerin isimleri hep birbirine benzer. Bu durumu belki kullanabiliriz demiş. Daha sonra Kayserililer tepenin ardından başlamış bağırmaya.:
-Ula Temeeeeeel.
Çağrıldıklarını duyan 200 – 250 kadar temel, kimdir bizi çağıran diye ayağa kalkıp, sağa – sola bakınırken, Kayserililer bunları bir güzel temizlemiş.
Kayserililer tekrar bağırmış.
-Ula Dursuuuuun.
Be sefer 100 – 150 kadar Dursun, kimdir bizi çağıran diye ayağa kalkıp bakınırken, Kayserililer bunları da temizlemiş.
Bu sefer Kayserililer, ula İdriiiiis diye bağırmış.
İdrisler de, kimdir bizi çağırandiye dayanamayıp ayağa kalkınca Kayserililer bunların işinide bitirmiş.
İyice azalan Karadenizliler, bu işin böyle yürümeyeceğini anlamışlar ve onlar da hinlik düşünmeye başlamışlar. Birinin aklına bir fikir gelmiş.
-Ula burda 100.000 lira var ,kimundur demiş.
Kayserililerin hepsi birden siperden kalkmış ve:
- Benim, o para benim o para diye hem koşmaya hem de bağırmaya başlamışlar.
Lazların bu hilesi tutmuş ve tüm Kayserilileri vurmuşlar.
NOT: ( Aslan ve Ali ihsandan aldığımız bilgilere göre) O sırada saat 11.59’muş. Yani Karadenizlilerin kafa halen çalışıyormuş.
NE HABER ŞEYHMUS
Temel ve Dursun sinemaya giderler. En arka taraflara otururlar. Önerindeki bir adamın hiç saçı yoktur, bu durum köyün ağası Dursun’un dikkatini çeker, Temel’e bir teklifte bulunur:
- Temel şu adamın kafasına vur, sana on milyon vereceğim.
Temel önce bir duraksar, vurmak ve vurmamak arasındayken kafaya patlatır.
- Vay eski dostum Şeyhmus, be haber koçum, der.
- Beni biriyle karşılaştırdın galiba, diyerek geri döner adam.
- Pardon özür dilerim.
Temel on milyonla coşarken Dursun aynı teklifi tekrarlar. Temel vursam olmaz, vurmasam olmaz, derken yine şaklatır.
- Şeyhmus, beni kandıramazsın.
Adamın kafası fena bozulur, ancak ses çıkarmaz ve en öne gidip boş bulduğu yere oturur.
Temel on milyonlarla coşarken, Dursun keseyi kapamayıp bir kez daha vurmasını ister. Önce bir bocalama geçiren Temel, olanca hırsıyla koşup son vuruşunu yapar.
- Şeyhmus bende seni arıyordum, benden kaçamazsın!
CEPHANADEN
Temel ve Dursun sas komandasındır. Düşman topraklarına paraşütle indirme yapıyorlardır. Dursun atlar, 5-10 dakika sonra Temel atlar ve bir bakar ki Dursun aşağıdan yukarıya doğru gelmektedir. Uygun yerde Dursun’a sorar:
- Haçan, biz aşağa ciderken sen ha böyle nerden celiyon da?
- Cephanelukten.
EDEBİYATÇI TEMEL
Temel edebiyat öğretmenidir. Bir öğrencisine sorar:
- sen, kalk bakiyim, gelmek fiilini şimdiki zamanda çek bakalım.
- Eee şey, geliyom, geliyon, geliyo, geliyok, geliyonuz, geliyolar.
- Ne diyon sen, otur. Sen çek bakalım, diye bir Kürt öğrencisini kaldırır.
- Ben mi hocam. Gelirem, geliren, gelire, gelirek, geliresiniz, gelireler.
- Hayda Türkçe’yi katlettiniz, böyle çekilir: celiyrum, celiysun, celiy, celiyruk, celiysinuz, celiyler…
BEN BİLİDİM
Elazığlı şöfer Mehmet, malı fazla olan Ahmet Dayı’nın zivirine girip:
- Ahmet Dayı, sen bu tarla ne gazanisin? Sat bi otobüs al. Bi sefer İstanbul’a git gel, goy cebine bi milyarı.
Bu fikir Ahmet Dayı’nın aklına yatar. Malını satıp bir otobüs alır. Şöfer Mehmet’i de de şöferi olarak işe başlatır. Ahmet Dayı mal sahipliğinin verdiği havayla hostes koltuğuna oturur ve İstanbul’a ilk seferlerine çıkarlar.
Tam boğaz köprüsüne girerken, fabrika hatasından alacak ki vites kolu şöfer Mehmet’in elinde kalır. Yüreğinin yağı eriyen Ahmet Dayı başlar bağırmaya:
- Mehmet oğlum, ben bilidim bele bi halt yeceksin! Elaziz’den çıdıh çıhalı sen bu zıkkım oynisin, ta ki buraya kadar...
MUHTEŞEM GOLCU
Temel, grubunda şampiyonluk mücadelesi veren Sürmene Spor’un kaptanıdır ve aynı zamanda, grubunun gol kralıdır.
Bir gün, antrenmanda teknik direktör takımı fena yorar; çünkü Sürmene son maçını Temel’in attığı üç gola karşın 5-4 kaybetmiş ve ilk malubiyetini almıştı; zaten Temel’de ilk hatasını yapmıştı, dördüncü golünü kendi kalesine atmıştı.
Sonunda teknik direktör, takımı az da olsa rahatlatan sözünü söyler: “Herkes otursun, kürek çekme hareketi yapsın!” Teknik adam oturağına gider; fakat oturup takıma bakmasıyla yerinden fırlaması bir olur. Büyük bir kızgınlıkla:
- Temel gene ne iş çeviriyorsun? Kaptan olman oturmanı gerektirmez!Temel kenara çekilmiş, oturduğu yerden eliyle sağa sola hareket ediyordu.
- Uyyy!.. Teknik direktörüm ben da dümen tutayrum da!
COĞRAFYA DERSİNDE
Erzurum’da coğrafya dersinde hoca uyuklayan birini kaldırır:
- Arkadaçi!
- Hocam ben mi çi?
- Adın nedir çi?
- Osman Zeçi.
- Numaran kaçtır çi?
- İki yüz yirmi içi.
- Memleketin neresi çi?
- Erzurum’un içi.
- Erzurum’un nüfusu kaçtır çi?
- Hocam ben bilmem çi?
- Otur bakayım içi?
- Hocam ben ne ettim çi?
BAYRAK
Bir Türk ile bir Amerikalı konuşuyormuşlar konu Bayrak mevzuuna dayanmış.
- Türk demiş ki bizim Bayrağımız Dedelerimizin kanından yapıldı.
- Amerikalı da güler o da bir şey mi bizim bayrağımız dedelerimizin pijamalarından yapıldı.
SORRY
Temel Meksika’ya gider. Bir bara girip içmeye başlar. Yanında sıska bir adam vardır. On dakika kadar sonra yanında bir yay olan adam sert bir şekilde içeri girer; sıska adamın kafasına bir elma koyar 80 adım öteden adamın kafasındaki elmayı vurur. Ve I’m Willym Tell der, daha sonra içeriye bir kovboy girer; sıska adamın kafasına bir bardak koyar ve 100 m öteden bardağı tabancasıyla vurur. I’m Redkid der. Teme dışarı çıkar 10 dakika sonra içeriye pompalı tüfekle girer, sıska adamın kafasına bir bardak koyar ve Redkit’in mesafesine gidip ateş eder, adamı alnının ortasından vurur ve I am sorry der.
ZAYIFLAMAK
Temel çok şişmandır, doktora gider;
- Doktor bey çok şişmanım bana bir zayıflama yöntemi söyle, der.
Doktor sabah akşam birer saat ata binmesini söyler. Temel bu yöntemi uygular bir hafta sonra kontrole gider. Doktor bir gelişme olup olmadığını sorar.
- Temel at 5 kg kaybetti, der.
Temel kendisinin akilli olmadigini yakiniyordu Dursuna-Dursun bakmis
temelin haline dayanamamis ve demiski ula hemserim korktugun seye bak bende
akillandirma hapi var demis. Temel hemen vakit gecirmeden iki tane yutmus....bakmis
akillandigi yok ..yahu tursun hemserum daha ben akillanmamisum birkac akil
hapi daha ver demis. Dursun: ..uy pire Temel sen yanlis kullaniyorsun haplari
ha bu defa uc tane al fakat azinda ezerek ye ve daha sonra yut demis. Temel
aynisini uygulamis ..ve demis.. ula Dursun bu haplarin tadi Tavsan pisligine
penziyor da ..Dursun: uy la Temel aha simdi akillanmaya basladin demis.
ŞİKAYETLER
Aşağıda anlatılanlar Wall Street Journal tarafından yayınlanmış gerçek şikayetlerdir.
1-) Compaq "Press any key" mesajını "Press return key" şekline dönüştürmeyi düşünüyor. Neden? "Any" tuşu nerede sorusuna
cevap vermekten baygınlık gelmiş.
2-) Bir müşteri, üzerinde "toz koruyucu" olduğunda fareyi kullanmakta güçlük çektiğinden dert yanmış. Toz koruyucu dediğinin farenin
plastik paketi olduğu ortaya çıkmış.
3-) Disketlerinin hatalı olduğunu savunan müşteriye "disketleri satıcıya yollayın" denmiş. Satıcının eline geçen mektuptan disketlerin
fotokopileri çıkmış.
4-) Dell şirketinin bir müşterisi bilgisayarının faks çekememesinden şikayet etmiş. 40 dakikalık bir telefon görüşmesi sonucunda
adamın kağıdı monitöre dayayıp "Gönder" tuşuna bastığı ortaya çıkmış.
5-) Bir IBM müşterisi dökümanı yazıcıya aktaramadığından şikayet etmiş. "Bilgisayar yazıcıyı görüyor mu?" sorusuna karşılık "Ekranı
yazıcıya doğru çevirdim ama hala görmüyor" cevabını vermiş.
6-) Yeni aldığım bilgisayar çalışmıyor diye Dell firmasını arayan kadın sürekli "Ayak pedalına basıyorum basıyorum makinadan hiç
ses gelmiyor" demiş. Ayak pedalı dediğinin fare olduğu ortaya çıkmıs.
7-) Novell Netware'in ünlü hikayesi:
NetWare: Buyrun SysOp.
Adam: Bilgisayarın kahve taşıyıcısı kırıldı. Garanti kapsamındayım, ne yapmam lazım?
Netware: Kahve taşıyıcı mı?
Adam: Evet bilgisayarın önündeki!
Netware: Pardon anlamakta güçlük çekiyorum. Bu kahve taşıyıcıyı nereden aldınız. Promosyon falan mı? Üzerinde bir marka var mı?
Adam: Bilgisayarla birlikte geldi. Promosyon olup olmadığını bilmiyorum. Üzerinde 24X yazıyor.
8-) Bir IBM müşterisi:" İlk disketi sürdüm. İkincisini sürerken çok zorlandım. Üçüncüsü asla içeri girmiyor."
Sınıra yakın bir bölgede, trafik polisi denetim yapıyordu. O sırada oradan geçmekte olan temeli durdururlar. Polis memuru birde bakar ki ,Temel ve hanımının emniyet kemeri takılı.
Polis memuru hayretle; “Beyefendi, bu günkü yaptığımız denetimde, emniyet kemeri takılı ilk çift sizsiniz” demiş. Bu hareketinizden dolayı size, 500 milyon lira ödül vereceğiz.
Polis memuru daha sonra sormuş temele. “verdiğimiz bu para ödülüyle ne yapmayı düşünüyorsunuz ?”:
Temel hemen atılmış ve:
- ilk önce ehluyet alacağum” demiş.
Polis memuru hayretle:
-Ne! Ehliyetiniz yok mu?
Durumu düzeltmeye çalışan Fadime, oradan atılmış:
-onin kusurina pakmayun memur bey, fazla içunce böyle sapıtıyor” demiş.
Polis memurunun hayreti bir kat daha artmış ve:
-Ne! Hemde içkilisiniz ha ! demiş.
Arka tarafta oturan Dursun dayanamayıp atılmış:
-Demedummu ben size, çaluntu arabayla çıkmayalum yola diye.
Polis memuru duruma iyice şaşırmış.
Tam bu sırada arka taraftan İdris fırlamış, çıkmış bagajdan bağırmaya başlamış:
-Ula uşaklar, geçtukmu sinuru geçtukmu sinuru”
Iki karadeniz takimi: Rizesporla Sinop mac yapiyorlarmis.O esnada stadin
yanindan bir tren geciyormus.Sinoplular trenin dudugunu hakemin bitis dudugu
zannetmisler.Ve sahayi terketmisler.Kalan 85 dakikada Rizespor da gol atamayinca
mac 0-0 berabere bitmis.
Hastasını muâyene eden doktor perhiz programını yazar:
- Sabahları bir dilim ekmekle yüz gram beyaz peynir.
Öğleyin biraz salata ve haşlama et. Akşamları bir dilim ekmek,
yağsız süt ve bol meyve yiyeceksiniz…
- Peki doktor bey, bu yazdıklarınızı yemeklerden öncemi,
yoksa sonra mı yiyeceğim?
Temel eczacilik fakultesini bitirmis.fakat eczane acacak parasi yok,
Girmis bir eczaneye:
- Beyefendi sizde sogan var mi?
Adam Temel'i basindan savmis.
Temel bu durur mu?hergun yeni sacma sorularla geliyormus.
Birgun eczaci Temel'e:
-Kardesim senin derdin ne?
-Temel: Burayi bana sat. Eczaci kurtulmak
icin eczaneyi satmis,birkac gun sonra Eczaneyi satan adam iceri girmis,Temel'e:
-Siz de sogan varmi? demis...
Temel adama:
-Biz de sogan var ama senin receten
var mi?'demis....
| Amerikan Filmlerinden Klasikler |
- Biri sizi şehirde kovalıyorsa, senenin hangi günü olursa olsun, genellikle St. Patrick Günü törenlerine rastlarsınız ve
kalabalığa karışırsınız.
- Bütün market alışverişi çantalarında en az bir somun Fransız ekmeği bulunur.
- Kontrol kulesinde konuşabilecek birini bulan herkes bir uçağı indirebilir.
- Herhangi bir binanın havalandırma sistemi mükemmel bir saklanma yeridir. Sizi orada aramak kimsenin aklına gelmez
ve siz de hiç bir güçlükle karşılaşmadan binanın herhangi bir bölümüne gidebilirsiniz.
- Silahı yeniden doldurmanız gerekiyorsa, daima muhimmatınız bulunur... daha önce hiç taşımıyor olsanız bile.
- Şehriniz tabi bir felaket ya da bir canavar tarafından tehdit ediliyorsa belediye başkanının ilk endişesi turistler veya
yakında açılacak bir sergidir.
- En tehlikeli yaralarla yaralanan biri gıkını bile çıkarmaz, ama bir kadın yaralarını temizlerken inler.
- Bir pencere camı bariz gözüküyorsa, az sonra oradan biri dışarı atılacaktır.
- Taksiye ödeme yapmak için cüzdanınıza bakmanıza gerek yoktur; elinize gelen ilk parayı çıkarıp uzatın, tam ücret
kadar olacaktır.
- Mutfaklarda elektrik düğmeleri bulunmaz. Geceleyin mutfağa girdiginizde buzdolabının kapısını açmanız yeterlidir.
- Kelime işlemciler asla cursor ekranı göstermez. Onun yerine hep "Şifreyi giriniz" yazar. Bilgisayarlar her tuşa
basıldığında bip sesi çıkarırlar.
- Anneler her sabah yumurta, salam vs den ibaret kahvaltı sofrası hazırlarlar, ancak baba ve çocukların kahvaltı yapacak
zamanları hiç olmaz.
- Kabustan uyanan biri daima dimdik oturur ve hızlı hızlı solur.
- Elektronik zamanlama gereçlerine sahip bütün bombaların üzerinde bombanın ne zaman patlayacağını bildiren büyük
ekranlar vardır.
- Ziyaret ettiğiniz binanın tam önüne park etmek daima mümkündür.
- Bir dedektif bir davayı ancak askıya alındığında çözebilir.
- Bir çok laptop bilgisayar, istilacı uzaylı uygarlıkların iletişim sistemlerini bozacak kadar güçlüdür. (Bkz. Independence Day :)
- Dövüş sanatları içeren bir kavgada düşmanlarınız sayıca ne kadar çok olurlarsa olsunlar etrafınızda dans ederek dönüp
dururlar ve öncekiler nakavt oldukça sırayla kavgaya girerler.
- Biri kafasına yediği darbeyle baygın düşse bile asla bir beyin hasarı veya travma geçirmez.
- Polis departmanları memurlarını kesinlikle zıt karakterlileriyle eşleştirmek için onlara kişilik testleri uygularlar.
- Yalnız başlarına kaldıklarında yabancılar İngilizce konuşmayı tercih ederler.
- Her ihtiyaç duyduğunda elektrikli testere bulman mümkündür.
- Bir kağıt atacı veya bir kredi kartıyla her kapı açılabilir; tabi, bu kapı içinde bir çocuk bulunan ve yanan bir evin kapısı
değilse.
- Hiç bir araba kilitlenmez camları dahi örtülmez. Dünyanın arabası çalınır ama bunlar hariç.
- FBI ve CIA'in bilgi sistemleri, "birileri bize girse de pat diye cevap versek" tarzında çok misafirperver calışmalar
içindedirler.
-
Dort kişilik bir eğitim uçağı karadenizde mezarlığa düşmüş...... Lazlar
80 ceset çıkarmışlar ve ölü sayısının artmasından korkuyorlarmis
-
Temel avustralyaya devekuşu avlamaya seyahata çıkıyor.Orada malzemelerin
hazırlayıp maceraya atılıyor. Bir viraji dönünce bakıyor 10,15 tane devekuşu.hemen
arabayı durduruyor silahını doğrultuyor.devekuşları silahı görünce ürkerek
kafalarını kuma gömüyorlar.Yani kendi akıllarınca saklanıyorlar.Temel etrafa
bakiyor.ve kendi kendine sinirli sinirli soruyor:
-Ulan nereye gitti bu hayvanlar?
-
Üniversitede okuyan 4 öğrenci sabah uyanamamışlar
ve hukuk finalini kaçırmışlar. Profesöre gidip bindikleri
arabanın lastiği patladığı için sınava katılamadıklarını ve
kendilerini tekrar sınav yapmasını söylemişler. Profesör kabul etmiş.
Ertesi günü onları bir sınıfta sınava almış.
Herbirini sınıfın ayrı köşelerine oturtmuş ve üç soru sormuş.
1 ve 2.soruların değeri 15,
sonuncu sorunun ise değeri 70 puanmış son soru ise şuymuş:
"Arabanın hangi tekerleği patladı?"
-
Temel yolda yururken bir senet bulmus.Bakmis senedin son gunu.... Ne
yapacagim diye kara kara dusunmeye baslamis.Sonra gitmis borc toplayi senedi
yatirmis.rahat bir nefes almis.Ayni sekilde bir gun yururken yine yerde
bir senet gormus.almis bakmis.YIne senedin son gunu.Ama bu odene cek gibi
degil,cok fazla miktarda....Temel hemen sahte pasaport cikartip yurt disina
kacmis....
-
Lazlar yeni bir paraşüt icad etmişler: Yere çarpınca açılıyormuş....
- Bir Oklahama yasası ise "Herhangi bir araç sürücüsü ölümcül bir kazaya sebebiyet vermişse acilen durmalı, adını ve adresini çarptığı şahsa vermelidir" der.
- Utah'da bölgesel bir yasa, kuşların bütün caddelerde yolun sağ tarafını kullanmasını emreder.
- Gurnee, Illionis'de 63 kilo 700 gram ve daha üstü kilolara sahip olan bayanlar, ata binerken şort giyemezler.
- Montana yasa koyucuları, bir kadının kocasının mektubunu açmasını, cinayet olarak kabul eder.
- Suudi Arabistan'da erkek, karısına belirli miktarda kahveyi, düzenli olarak sağlayamazsa, kadının kocasını boşama hakkı doğar.
- Piqua, Ohio'da akşam 10'dan önce duş almak kesinlikle yasaktır.
- Lexington, Kentucky' de, cepte dondurma külahı taşımak yasalara aykırıdır.
- Silver City, New Mexico'da bir erkeğin, kısmen veya tamamen kadın elbisesi giymesi yasaktır.
- Sarasota, Florida'da, bikini veya mayo ile $arkI soylemek yasaktIr.
- New Jersey'de, x-ray (elbiselerin içini gösteren gözlük) ve opera gözlükleri kullanmak yasaktır.
- Star, Missisipi'de, kamu binalarıyla dalga geçmek yasaktır.
- Harford, Connecticut'da, köpeği eğitmeye calışmak veya ona bir şeyler öğretmek, yasalara aykırıdır.
- Wallace, Idaho'da, köpek kulübesinde uyumak yasaktır.
- Colorado'da, uçaktan ördek avlamak, yasalara aykırıdır.
- Oklohoma'da (işin ilginç tarafı Oklahoma'nın denize kıyısı yoktur) balinaları, kendi sularında avlamak yasaktır.
-
Yıldırım Akbulut meclis lojmanlarındakı evine deve gelmesin diye evin
etrafına agac dikiyormus,oradan gecen birisi sormus:
-Yildirim bey ne yapiyorsnuz?
-Eve deve gelmesin diye agac dikiyorum.
-iyi de beyefendi burada deve yok ki..
-Eeeee arkadas biz bu agaclari bosuna mi diktik.
-
Karadenizlilere nicin persembe gunu fikra anlatilmaz? cevap:cuma namazinda
gulmesinler diye..
-
Karadenizlinin birisi bara girmis 'barmen bey' demis,'limonsuz soda'
Barmen:Beyefendi limonumuz kalmadı kusura bakmayin.portakalsız versek olur
mu?
-
Temel'le Dursun ormanda uyuruyorlar bir ara temel dursuna sesleniyor.
-Dursun ormanin guzelligine bak. Dursun:
-Agaclardan goremiyorumki.
-
Temel sehre inmis.Bakmis pencere kenarin da bir papagan.icinden:
-Allah allah kusa bak yav....demis. Tabii bu arada papagan da Temelin
kendisine baktigini gorup:
-Ne bakiyorsun hemserim... demis . Temel biraz saskinlik biraz da
saflikla:
-Afedersun hemserum.Ben seni kus sandiydum.
-
Temel kahvenin bir kosesinde kendi kendine soyleniyor.Arada bir guluyor.
Arada bir de hatirladigi birseyi bosvermek istermis gibi elini yukariya
dogru kaldirip indiriyormus.Arkadaslari merak etmisler:
-Yahu Temel sen sabahtan beri konusarak guluyorsun.Niye?...Temel:
-Kendi kendime fikra anlatiyorum.
-Peki arasira elini yukari kaldirip indiriyorsun... Temel:
-Yahu bildigim fikra aklima gelirse onu geciyorum.
-
Adamin biri deliler hastanesini gezmeye gitmis.Bakmis deliler kapidaki
de likten iceri dogru bakiyorlar.Bakan tekrar siraya geciyor.Devamli bir
dongu gibi olay yineleniyor.Adam merak etmis oda siraya girmis.Sira kendi
sine gelmis.Egilip bakmis.Zifiri karanlik hicbirsey yok.BIr tanesini dur
durup sormus.:
-Yahu ben hic birsey goremedim? Deli sasirmis:
-Ulan biz iki yildir bakiyoruz birsey goremiyoruz.Sen ilk bakistami
gor eceksin.
- Vaziyyet-ül velvele ve isgal-i cemaatiyye (Seyircinin sahayı işgali)
- Krampon-ül bela-i seytan (Rakip takımdan iyi futbolcu)
- Krampon-ül kabiliyye-i maasallah (Bizim takımdan iyi futbolcu)
- Mühendis-i kürre-i hümayun (Teknik direktör)
- Gaflet-ü dalaletiye (Kendi kalesine atılan gol)
- Hiyanet-ül vatan-fir kayme (Maçı Satmak)
- Hakimiyyet-ül kürre (Top kontrolü)
- Krampon-ül deccal-uryan-ül kayb-i kürre (Futbolcunun topu kaybetmesi)
- Serdar-i kuvva-ül kürre (Takım kaptanı)
- Asakir-i milliye-i devleti Osmaniyye (Türk Milli Takımı)
- Vaziyet-ül madara (Tarihi fark)
- Hezimet-ül yarabbi sükür (Şerefli mağlubiyet)
- Sut-ul minare (Havadan atılan top)
- Zamane-i yekun-u kürre-i cihad (Topun oyunda kaldığı süre)
- Zamane-i fuzuliyye (Boşa geçen zaman)
- Biserefiye-i tribün-ül sarih (Açık tribün)
- Cihad-ül kuvva-i milliye (Milli maç)
- Akibet-ül cihad ya seydi (Uzatma dakikaları)
- Vaziyyet-ül hararet (Karambol)
- Seyh-ül divan-ül kürre-i hümayun (Futbol federasyonu başkanı)
- Ulema-i rezil-i rüsva (Spor yazarı veya skoru yazan)
- Cihad-ül reis-i cumhuriyye (Cumhurbaşkanlığı kupası)
- Cihad-ül vezir-i azam (Başbakanlık kupası)
- Vaziyyet-ül kalaba ve istif ül balik-i numerra (Numaralı tribün)
- Muhafazzar-i kal'a (Kaleci)
- Asakir-i muhafazza-ül satih (Defans oyuncusu)
- Veled-i rüzigar (Kanat oyuncusu)
- Asakir-i saha-ül merkeziyye (Orta saha oyuncusu)
- Cihad-i vallah-ül azim (Kavga)
- Müfreze-i krampon-ül bomba (Golcüler)
- Reis-ül tekke-yi kurre-i hümayuniyye (Klüp başkanı)
- Gariban-i umumiyye (Taraftar)
- Gariban-i gurbet (Gurbetçi taraftar)
- Mudr-i terbiyye-i bedeniyye ya sehr-i Istanbul (İstanbul GSGM genel müdürü)
- Defterdar-i cihad-ül kürriye (Hakem)
- Sancaktar-i hatt-ül saha (Yan hakem)
- Sur-ül düttürü (Hakem düdüğü)
- Sükun-u mahser (Yenilen gol sonrası sessizlik)
- Isyan-i garibaniyye (Kötü tezahürat)
- Tezahür-ü cümle-i cemaat (Toplu tezahürat)
- Reis-i imam-i cemaatiyye (Amigo)
- Ceza-i serriye aman yarabbi (Penaltı)
- Vaziyyet-ül hüzzam velakin Allahüm Rabbena ve Insallah vaziyet-i zafer-i kuvva-i aliye sehr-i
Istanbuliyye (1 gol İstanbul'da turu getirir mi ?)
- La havle ve la kuvveten (Yenilen gol)
- Alllaaaaaahhhh (Atılan gol)
- Darbe-i müstehcen (Faul)
- Taaruz-u aleyküm selam (Kontra atak)
- Cenazi-i mefta-i kürre (Ölü top)
- Sut-ul hürriyet (Frikik)
- Taaruz-u fevkal beser (Mükemmel atak)
- Ferman-i kehribar (Sarı kart)
- Ferman-i ahmer (Kırmızı kart)
- Taaruz-ul hasbinallah (Ofsayt)
- Kabe-i hürriye-i hümayuniyyeh sahane (Stadyum)
- Divan-i krampon-ül deccal-i üryan-ül mafis kaabiliyet (Yedek kulübesi)
- Hareket-ül rabiya-il kusuriyye (9 kusurlu hareket)
- Darbe-i mabad (Teknik direktörün kovulması)
- Iblis-i vesvese (Basın)
- Harabet-i kürre-i feza (Hava topu)
- Cinsiye-i defterdar-i cihatül kürriye na mümkün (i... hakem)
- Krampon-ül deccal-u uryan (Futbolcu)
- Akibet-ül hüzzam (Elenme)
-
Venedikte deney yapan bilim adamlari insanlarin beyninden parca alarak
soyledikleri parcalara bakiyorlar.Bir italyan kobay basliyor:
-huano mito... Beyninden biraz parca aliyorlar tekrar basliyor:
-huano mi. Biraz daha parca aliyorlar:
-huan. Beyninin son parcasini aliyorlar ve adam basliyor:
-Cay elinden oteyi.gidelim yali yali.....
-
Karadenizli bir bilim adami pirelerle deney yapiyor.Pireye sicra diyor.
pire sicriyor.zipla diyor:pire zipliyor.Pirenin kanatlarini kopariyor ve
zipla diyor.zipliyor. rapor 1:Pire kanatlari koparimis olarak zipladi.
Bu defa ayaklarini kopariyor ve zipla diyor hareket yok.Bir daha zip la
diyor yine hareket yok . Adam yaziyor. Rapor 2:Pirelerin ayaklari kopunca
kulaklari duymuyor.
-
Karadenizde iki isci tarlada calisirlerken uzerlerinden bir ucak geciyor
biri yukariya bakarak:
-Bak Temel ucak geciyor. Oburu hala isiyle mesgul:
-Ula Dursun elleme gecsin.
-
Nasrettin Hoca'ya dert yaniyorlar:
-Yahu Hoca senin kari cok geziyor. Hoca:
-Olur mu canim? O kadar gezse arada bir bizim eve de ugrar.
-
Naziler Uc Ingiliz,Fransiz ve Laz'i esir almislar ve sonucta olum cezasi
carptirmislar.Ve askerler soruyor:
-Beyler Giyotinle mi olmek istersiniz?Asilarak mi?Kursuna dizilerek
mi? Ilk once Fransiz yanit verdi:
-Benim atalarim hep giyotinle olduler ben de giyotinle. Onu almislar
kafasini yerlestirmisler giyotine.Giyotini ustten birakiyor lar.Tam kafasina
2 santim kalinca giyotin duruyor.Maalesef giyotin bozuk Almanlar sinirleniyor.Cunku
bu durumda Fransiz kurtuldu.Ingiliz:
-Arkadaslar.Asilarak olmek cok kotu benide giyotinle oldurun. Ingi;iz
uyaniklik yapiyor.Almanlar giyotini tamir ediyorlar.Ama olay ayni sekil
cereyan ediyor.Sonucta Ingilizde kurtuluyor. SIra bizim laza geliyor.Bizim
Temel de uyanik:
-Arkadaslar asilarak olmek gercekten cok kotu.E zaten giyotin de
calis miyor.En iyisi beni kursuna dizin.
-
Temel saat 02.30 da arkadasi Dursun'u ariyor. Telefon kalkiyor:
-Buyrun.
Temel Dursun'un sesini taniyor :
-Alo Dursun orasi 11,11 mi?
-Hayir Temel burasi:1,1,1,1
-Kusura bakma dursun yanlis numara.
-
Temel kirtasiye'ye girmis.Bilgic bilgic:
-Bana bir roman lazim. Kirtasiye tezgahtari sormus:
-Efendim agir mi olsun hafif mi? Temel:
-Farketmez canim.Nasil olsa arabam disarida.
NASIL FİL AVLARLAR?
MATEMATİKÇİLER
Matematikçiler fil avlamak için Afrikaya giderler; fil olmayan herşeyi dışarı atıp geri ne kalırsa, onu avlarlar.
DENEYİMLİ MATEMATİKÇİLER
Bir önceki adımdaki işlemi yapmadan önce, en az bir filin bulunduğunu ispat ederler.
MATEMATİK PROFESÖRLERİ
En az bir filin bulunduğunu ispat ederler; ve onun bulunup yakalanma işini yüksek lisans öğrencilerine ödev olarak verirler.
BİLGİSAYAR MÜHENDİSLERİ
1. Afrika'ya git.
2. Ümit Burnundan başla
3. Düzenli bir şekilde tüm kıtayı doğudan batıya tarayarak kuzeye doğru ilerle.
4. Her tarama adımında;
4a. Görülen tüm hayvanları yakala
4b. Her yakalanan hayvanı bilinen bir fille karşılaştır.
4c. Bulunca dur.
DENEYİMLİ BİLGİSAYAR MÜHENDİSLERİ
Yukarıdaki algoritmanın durmasını garantilemek için Kahire civarına önceden bir fil yerleştirirler.
ASSEMBLY DİLİ PROGRAMCILARI
Bu algoritmayı, ellerinin ve dizlerinin üzerinde emekleyerek izlemeyi tercih ederler.
DONANIM MÜHENDİSLERİ
Afrika'ya gidip, rengi gri olan hayvanları rastgele yakalamaya başlarlar. Ağırlığı, daha önceden bilinen bir filinkinden yüzde on
beş fazla veya az bir hayvana rastlayında dururlar.
EKONOMİSTLER
Bu meslek grubundakiler fil avlamazlar; ancak yeterli ücret ödendiği takdirde, fillerin kendi kendilerini avlayacağını düşünürler.
İSTATİSTİKÇİLER
Peşpeşe N kez rastladıkları hayvana "FİL" adını verip, onu avlarlar.
MÜŞAVİRLER
Fil avlamazlar. Aslında hiç bir şey avlamazlar; Ama, fil avlamak isteyen insanlara saat ücreti karşılığında tavsiyede bulunurlar.
YÖNEYLEM ARAŞTIRMACILAR
Avcının şapkasının büyüklüğü ile kullanılan mermilerin renginin fil avlama stratejileri üzerindeki etkisini araştırırlar. Tek istedikleri,
birilerinin kendilerine "fil" adı verilen nesneyi tanımlamasıdır.
POLİTİKACILAR
Fil avlamazlar; sadece sizin avladığınız fili kendi seçmenleriyle paylaşırlar.
AVUKATLAR
Fil avlamazlar. Sadece fil sürüsünü izleyerek, sürünün ardında bıraktığı gübrenin mülkiyetinin kime ait olduğunu tartışırlar.
ÜST DÜZEY YÖNETİCİLER
Geniş kapsamlı "fil avlama" stratejileri oluştururlar; ancak bu çalışmaları sırasında fillerin; tarla farelerine benzeyen, sadece sesleri
biraz daha kalın olan yaratıklar olduğunu kabul ederler.
KALİTE KONTROL DENETÇİLERİ
Fillerle ilgilenmeyip, avcıların jipe eşyalarını yüklerken yaptıkları hatalarla uğraşırlar.
SATIŞ TEMSİLCİLERİ
Fil avlamazlar. Tüm zamanlarını yakalamadıkları filleri satmaya çalışarak ve sezon açılmadan 2 gün önce malı teslim edeceklerini
iddia ederek geçirirler..
BİLGİSAYAR YAZILIMI SATICILARI
Yakaladıkları ilk hayvanı sevkedip, "fil" faturası keserler.
BİLGİSAYAR DONANIMI SATICILARI
Tavşan yakalayıp; bunları griye boyayıp "Masa Üstü Fil" diye satarlar.
-
Dursun Amerikaya gidiyor.5,6 ay sonra arkadasi Temel'i ariyor:
-Ula Temel haçan cabuk buraya gel. Temel:
-Niye la dursun? Dursun:Ha burada cabuk zengin olayisun. Temel:
-Ne is yapacagum? Dursun:Ula sirf yere dusen paralari
topla yeter.Baska is yapma. Neyse Temel Amerika'ya gidiyor.Ucaktan iniyor.Taksi
garajina giderken- bakiyor yerde 100˜.Temel kendi kendine:
-Ula ilk gundenmi ise baslayacaguz. diyor ve yerdeki parayi almadan yoluna devam ediyor.
-
Temelle Dursun kamyona 6 metre yuksekliginde esya yuklemisler.istanbula
goturuyorlar.Giderken 100 metre ileride bir kopru gozlerine carpmis.kopru
yuksekligi 4.50 m. belirtilmis.Temel arabayi kopruye 15 metre kala yavas
lamis.Dursun etrafa bakmis.Temel'e:
-Temel gazla etrafta polis falan yok.
-
Rus gizli haber alma orgutu KGB Ruslar hakkinda cok gizli sirlari ele
ge ciren uc ajani;amerikali,ingiliz ve laz ajanlari yakalamisti.Bu ajanlar
bilgiyi guvenlik acisindan uce bolmus ve herbirinin diger iki sirdan haberi
yokmuscasina herseyi ayarlamislardi.Neyse KGB bunlari konusturmak icin
iskencelere basladi. Amerikali kendisine ait bilgiyi 17.gun agzindan kacirdi.Sira
ingilize gelmisti.O da 9. gun cozuldu.Laz'ida konusturabi lirlerse hersey
tamamlanacak. Ama laz bir turlu konusmuyor.Artik 36.gun iskenceden getirip
hucresine kapatiyorlar.Laz kafasini duvara vurarak:
-Hatirla esssek kafa hatirla..
-
Karadenizliler doguda ruslarla sicak savastalar.Herbiri belinden el
bombalarını cekip rus askerlerinin oldugu tarafa atiyorlarmis.ruslarda
bombaların pimini çekip tekrar bu tarafa atiyorlarmis.
-
Temel olimpiyat oyunları 100 metre finalinde doping yapmis.Anlaşılma
sın diye sonuncu olmuş.
-
Temel ingiltere'ye gidecekti.Onun icin bir arkadasindan ingilizce hakkinda
bilgi istemisti.Arkadasi turkce kelimelerin son hecesinin uzatilmasi sek
linde Temel'e bilgi verdi.Temel ucaga bindi.On dakika sonra hostesi cagir
mak icin:Hosteeees. O da ne hostes gelmisti.Temel ingilizceyi sokmeye
basladigini dusunuyor du.Havaalanindan cikti:Taksiiiii Vay be taksi de
durmustu Temel agir agir kendini kaptirdi:Hoteeeeeeel Otele gitti.Odasina
cikti,dus aldiktansonra bara indi:Viskiiiii. Daha snra Londra sokaklarinda
dolasmaya basladi.Parkta bir adam gordu:
Merhabaaaaa,nasilsiniiiiz? Adam:
-Iyiyiiiiim,sagoooooool Temel:Turk musunuuuuz? Adam:Eveeeeet Temel:Kardesim
Turksun de neden iki saattir Ingilizce konusuyosun ozaman.
-
- Trabzon'da satılan su şişelerinin altında ne yazar? Cevap:Buradan açılmaz.
- Seni bir yerden çıkarıyorum dedi kadın: Meğer ebemmiş ..
- Önce inşallah yeneceğiz" Sonra: "Yenildik ama ezilmedik" (Milli Maç)
- Kim vurduya gittim, birazdan gelicem..
- Korkunun ecele faydası yoktur,sadece iç çamaşırları kirletir...
- Aptal ve cahil oldukları zaman bile dinle onları; çünkü dünyada herkesin bir hikayesi vardır.
- Hayat yalnız geriye doğru anlaşılabilir, ve yalnızca ileriye doğru yaşanabilir.
-
Adamin birinin elinde koltuk yayi, keman yayi, amortisor yayi gibi yaylar varmis.
Bunlari sirayla isiriyormus. Bunu gören arkadasi meraklanip ne yaptigini sormus.
Adam da yanitlamis:
-Yayla lezzet testi.
-
Gemide kaptan tayfalarından birini cagirmis. "5 eksi 2 kac eder?"
Tayfa 4 eder diyince kaptan sinirlenmis ve "Burasi ne bicim cikartma gemisi leyn" diye bagirmis.
-
Bosluktaki fil'e ne denir?
Fill in the blanks!
Reha Muhtar bıçaklanan fakat hayatı kurtulan kadına sorar:
-Sizi öldürebildi mi, efendim?
"Warden" Reha kimsenin soramadığını sorar:
- Mahkumlar kaçmak için mi tünel kazdılar?
Mahallenin Muhtarı Reha Bey, tacizle suçlanan okul müdürüne çıkışır:
- Sen benim sözümü bile kestiğine göre kimbilir daha neler yapmışsındır.
Karısını boğarak öldüren adama büyük insan Reha Muhtar'ın ilk sözü:
- Efenim, başınız sağolsun..
Deha Reha bazen anlamakta güçlük çeker:
- Doğuştan kör olduğunuzu anladım da beyefendi, küçükken de gözleriniz görmüyor muydu onu soruyorum?
Hz. İmam Reha:
- Salı günü kılınacak Cuma namazından sonra defnedilecek olan cenaze..
Reha Muhtar sorar:
- Efenim, şimdi o adam sana ne yaptı, efenim?
Alpaslan Türkeş'in cenaze töreninin olduğu gün sevgili Reha Muhtar ShowHaber'de şöyle konuşur:
- Cenaze töreninde sayıları onbinin üzerinde yedibin güvenlik görevlisi vardı.
Muhtar Baba:
- Söyle bakayım kızım..
Anlayışlı Reha Muhtar'dan tecavüze uğramış genç kıza canlı yayın sorusu:
- Ne yaptılar? O an nasıl hissettiniz?
Saint Bernard Reha'dan, donmak üzereyken kurtarılmış dağcılara asrın sorusu:
- Soğuk muydu?
Daima akıl dolu konuşur Deha Reha:
- Peki siz sormadınız mı sünnetçiye, neden hepsini kestiniz diye?
Tecavüzcü Coşkun'a pabucunu ters giydiren Muhtar sorar:
- Tecavüz ederken neler hissettiniz? Hayır, ben pek tecavüz etmem de ondan
sordum.
HAMDİ, ŞERAFETTİN ve REHA MUHTAR
Reha Muhtar, canlı yayında Şerafettin Bey'le konuşuyor.
- Sayın Şerafettin Bey kardeşim, siz orada var mıydınız, yok muydunuz, efenim?
- Yoktum.
- Yoktum diyorsunuz.
- Yoktum diyorum.
- Bak Şerafettin sana bir daha soruyorum. Var mıydın, yok muydun?
- Valla billa yoktum.
- Yemin etmenize gerek yok efendim, size inanıyoruz. Var mıydın, yok muydun?
- Vardım efendim..
- Peki Şerafettin, siz demin yoktum diyordun, şimdi vardım diyorsunuz. Bu nasıl
iş kardeşim?
- Yoktum dedim inanmadınız, ne yapayım?
- Ne yapacağınızı ben bilemem efenim. Orasını sen düşün. Var mıydın, yok
muydunuz?
- Hatırlamıyorum.
- Hatırlayınız efenim. Bak bir filmimiz var sizinle ilgili. Onu birlikte izleyelim,
sonra sana soracağım.
Araya söz konusu film giriyor. Bir muhabir kapıyı kırıp Şerafettin'in evine giriyor ve kibarca
gizli kamera(!!) ile çekim yapmak için izin istiyor. Şerafettin Bey izin vermiyor tabii. Bunun
üzerine kameraman dinlemiyor, çekimlerini yapıp gidiyor. Yine Reha Muhtar geliyor
görüntüye:
- Filmimizi izlediniz, Şerafettin Bey. Şimdi ne diyorsunuz?
- Galiba varmışım.
- Galiba ile olmaz efenim, emin misiniz?
- Eminim.
- Öyleyse eminsiniz yani.
- Evet efendim, eminim.
- Şerafettin Bey eminim diyorsunuz ama pek emin görünmüyorsunuz..
Şerafettin Bey sedye ile akıl ve sinir hastalıkları hastanesine yetiştirilirken siz seyirci
olarak tırnaklarınızı bitirip parmaklarınızı yemeye başlıyorsunuz. Fakat başka bir kanala
da geçemiyorsunuz, çünkü Reha Muhtar yeni bir konuğu ekrana getiriyor.
- Sayın Hamdi Bey iyi akşamlar efenim. Sizin adınız Hamdi midir, efenim?
- Evet Hamdi'dir, Reha Bey..
- Hamdi diyorsun.
- Hamdi diyorum çünkü nüfus kağıdımda öyle yazıyor.
- Ben nüfus kağıdınızı sormuyorum efendim. Sana soruyorum: Sizin sahte
olmayan isminiz nedir?
- Hamdi.
- Nasıl yazılıyor?
- He, a, me, de, i şeklinde..
- Yani sahte olmayan isminiz Hamdi diyorsunuz. Peki sahte olan isminiz hangisi?
- Benim sahte olan bir ismim yok!
- Ama demin sahte olmayan ismim Hamdi dediniz. Demek ki bir de sahte isminiz
var. Size Yeşil diyorlar efenim. Siz Yeşil misiniz?
- Hayır Yeşil değilim.
- Öyleyse size niye Yeşil diyorlar?
- Bana Yeşil demiyorlar. Hamdi diyorlar.
- Yani inkar ediyorsunuz. Sükût ikrardan gelir Hamdi.
- Ben sükût etmiyorum, konuşuyorum ve Yeşil değilim diyorum.
- Yeşil değilim dediniz ama mosmor oldunuz. Bak şimdi de kızarıyorsun. Niye
sarardın Hamdi?
- Sarardım çünkü ben Tanrı'nın oğluyum. Her renge girerim.
- Ne oldu Hamdi Bey? Bir tuhaf konuşuyorsunuz.
- Galiba delirdim. Bana bir doktor lütfen!
- Geçmiş olsun, Hamdi Bey. Size acil şifalar diliyorum. İyi akşamlar efenim.
KÜÇÜK İBO ve REHA ABİSİ
Reha Muhtar'ın Küçük İbo ile söyleşisinden:
- İbo, sen neden İstanbul'a geldin?
- Kaset yapmak için gelmişem..
- Yani sen şimdi küçük yaşta kaset yapıp şarkıcı mı olmak istedin?
- Evet abi..
- Peki İstanbul'a bunun için mi geldin?
BERBER ve DEHA REHA
Kuaför Reha'nın klasik söyleşilerinden birisi:
- Efenim olay anında neredeydiniz?
- Berberdeydim, sayın Muhtar..
- Saç kesen bir berberde mi?
SARAYDAN KIZ KAÇIRMA
-Sen bu kızı niye kaçırdın?
-Sevdiğim için...
-Kaçırmadan niye sevmedin?
-Evlenmek için kaçırdım; babası izin vermiyordu.
-Niye kaçırmadan evlenmedin?
KÖPEK
Pasteur Reha, köpek tarafından ısırılan adama hastane çıkışında sorar:
-Acı var mı efenim?
-Sormayın, Reha Bey. Bacağımı delik deşik etti..
-Anlıyorum efendim de, acı hissettiniz mi?
"Davalının aptalı, derdini mübaşire anlatırmış." Kilis sözü
(Gerçek bir olaydan) ...
Geçen hafta bu dava için mahkemeye gittiğimde benden önceki duruşmada orta yaşlı sempatik bir adam vardı. Duruşmayı kaybetti. Çıkarken hakime dönerek "temyiz hakkım var mı" diye sordu.
Hakim de "evet 10 gün içinde temyiz edebilirsin" dedi. Onun üzerine daktilo yazan kız hakime
dönerek "7 gün efendim" diye uyardı. Hakim: "Kızım 10 gün değil mi?" Kız: "Efendim Bilmemne davalarında 10 gün bunlarda 7 gün" Böylece bir süre tartıştılar. Sonunda hakim adama dönerek "sen gene 7 gün içinde başvur ne olur ne olmaz" dedi. İnanınki şok oldum. Bu o kadar bilinmeyecek bir konu mu anlayamadım. Bir hakim bu kadar basit birşeyi bilemez mi. Başka birinden duysam kesin inanmazdım ama gerçek. Sonuç olarak: YAZ KIZIM :) gereği düşünüldü."...
Hakan Anaç, HitNet Hukuk alanı, 17 Nisan 97
Çiçero, soygunculuğu ve ahlaksızlığı ile ünlü olan bir avukatın da bulunduğu kalabalık önünde nutuk atmaktadır. Çiçero'yu çekemeyen avukat laf atar:
- Ne havlayıp duruyorsun orada?
Çiçero cevabı yapıştırır:
-Ne yapayım bir hırsız gördüm de!
Yaşlı çiftçi kısa süren bir hastalıktan sonra ölür. Yaşlı çiftçi öldükten sonra çok kapsamlı bir hayat sigortası olduğu meydana çıkar. Ve sigorta şirketi de bu sigortayı ödememenin yollarını aramaktadır. Bunun için en güvendikleri, ağzı çok laf yapan, en hızlı avukatlarından birini poliçenin incelenmesi için köye gönderir. Kanuni işlemler sırasında, hızlı avukat yaşlı çiftçinin ölüm raporunu imzalayan doktoru sorgulamaktadır.
- "Pekala doktor, çiftçi öldüğünde siz yanında değildiniz, yaşlı çiftçinin şu anda adanın bir başka ıssız köşesinde yaşamadığını nereden biliyorsunuz?"
Doktor bir süre düşünür ve :
-"Biliyor musunuz, haklısınız. O öldüğünde yanında değildim. O öldükten sonra otopsi sırasında beynini çıkardım ve laboratuarımda formaldehid içinde saklıyorum, bu durumda çiftçinin biryerlerde başarılı bir avukatlık yaptığı kuvvetle muhtemel"
Kim bekliycek lan şimdi yeşil ışığın yanmasını...
- Bak şimdi nasıl balıklama atlıycam...
- Gönder gönder ben tutarım...
- Ay! Ne Cici! Isırır mı?
- Geel, geel, sağ yap geel !
- Yapma abi, şeytan doldurur...
- Yav bu prizde elektri
k var mı?
- Aabi, acaip seri bu araba yaa...
- Lan eşşek şakası yapmayın bee !!
- Kocan eve erken dönmez dimi sevgilim...
- Hala karlı mı gösteriyo hanım?
- Aaa... Nevzat bak abim geliyor...
- Hocam ne olur son bir soru daha sorun...
- Alla
h Allah! Bu tuttuğum da ne?
- Bekle beni. Bi dalıp çıkacam...
KARDEŞLERİN SON SÖZLERİ...
- Abiii, FORMAT /U ne demek?
- Abi, seninki aradı, "bi kızı götürcekmiş" dedim.
- Abii, Müjgan geldi, ona sünnet resimlerini gösterdim.
- Bak babama sölerim haa.
DALGIÇLARIN SON SÖZLERİ...
20 kg ağırlık yeter mi?
Şu mağarada ne var?
100m ye dalarım, bişi olmaz.
BALIKÇILARIN SON SÖZLERİ...
Hava bugün ne güzel.
Aaa ne güzel balık!
Şu tıpa ne işe yarıyor abi?
Çıpayı almadık mı?
Burnu dalgaya mı verecektik?
Şu koya girdik mi tamam.
MOTORCULARIN SON SÖZLERİ...
Aaa şu iki motorun arasından geçeyim. (far ışığında)
Bak şimdi ibreyi sona dayandırcam.
Kaç basıyorum acaba.
Demek daha önce motora binmedin. Atla arkama biraz dolaşalım.
Virajda hangi tarafa yatacaktık?
Bunun önü nasıl kalkıyo?
Motor bozuldu, sen beni şu iple çek.
Nihaaaa köprü! (250 basarken)
DİĞER SON SÖZLER...
İnönü Beşiktaş'a mezar olacak.
- Bak Sadık'cığım seninle ilgili bir dedikodu duydum ama önce sana sorayım dedim. Sahi senin Kontrgerilla ile ilişkin var mı ?
- Doğalgazın ülkemize hayırlı olmasını diliyor ve doğalgaz ile çalışan ilk ocağı huzurlarınızda yakıyorum.
- Sirk denen şeyi hiç aklım almıyor Kamuran... Şu kocca aslanı nasıl da eğitmişler.
- Artık demokrasiye geçtik oğlum. Darbe marbe olmaz.
- Korkma hanım bu saatte kapımızı kim çalacak. Tanıdık biridir...
- Gerdeğe girmeden önce sana açıklamak istediğim bir şey var Sinan.
Tahliye mi oluyorum hoca efendi ?
Postanede bana ait bir koli varmiş onu almaya geldim..
Müjdemi isterim Turhan abi. Bir kızın daha oldu..
O irmikleri neden aldın Nurhan ? Helva mı yapacan ? Niçin ?
Bana bişey olmaz...
Hayatımda hiç bu kadar güzel bir yemek yememiştim. Yalan söylüyorsam şuracıkta öliim....
Yaw şuna bak, ne kadar gerçekci bir oyun....
Rasim abi, kafesin kapısı kapalı, değil mi?
Yapma Şeysu abi, şeytan doldurur...
Karıcım, son günlerde biraz kilo aldın galiba ?
Elektrikçiye ne gerek var canım, ben şimdi hallederim...
Bak şimdi nasıl sollıcaz ipneyi !
Yok canım din alanına komik bi mesaj yazdık diye ne olcak ki.
Abi bu yeni aldığım modem için paratoner taktık, bişey olmaz.
Ben sarı ışıkta geçerim.
Abi bu bbs niye bu kadar kötü.
Gel abi burası boyu geçmiyo..
Gelen şey köpek balığına ne kadar benziyo..
Help help borgkkkkkggggggz help help (hehe turiz karı bize el sallıyo)
Patron yaaa; bu maaş yetmiyo yaaa; zam yapsana ?.
Oğlum lan şu herife ayı deme bak
Dur basma o düğmeye
Hanııım, bi kibrit yakda bakalım bu ne kokusuymuş....
Aya bak aya!! Kamyon farı gibi...
Ben denedim..korkmayın...
Sonra görüşürüz...
Çok kolay...
Düz mü yürüyeceğim ??..
Atlasam bişi olmaz dimi ??..
Ben uçabilirim...
Yardımına ihtiyacım yok..
Senin için ölebilirim..
Bundan başka hayat var mı?
Yaklaşırsanız atlarım..
Korkmuyorum..
Teker teker gelin lam..
Bu araba kaç basıyo ??
Korkma ben attığımı vururum.
Suyun derinliği önemli değil, asıl iş atlamasını bilmek.
Baba..Ben hamileyim.
Olum beş taş çaldım, ruhun bile duymadı
Ölmek istemiyorum.
Karın seni aldatıyor...Bir dost.
Ben askere gidiyorum.
Evladım beni karşıdan karşıya geçirir misin ??
Bakın çocuklar, bu deney seti, kapağı açılınca güvenlik önlemi olaraktan elektriği keser.
Bulduk diyorum ama çocuğa ayıp olmasın diye, yoksa hepsi benim :)
Ey ruuh...Geldiyseeeen.........
Yaw Ruhi abi burası galiba Fener tribünü diil yaw...
Hoha agam soninda devlet babo köyümüza el attı... Bah uçahlarla hediye atıyolar...
Bak olm hani akşamları HARLEM`de dolaşılmazdı, mis gibi dolaş...
Şşşşşt...Sessiz olun şoför uyuyo...
Yaw karıcım koskoca TITANIC bu hiç batarmı....
Vaqqus abi senin icin öle böle diyolar..Doğrumu??..
Çavus bu fitilin uzunluğu ne kadardı?
Uff anam hepsi seninmi? (Bu, şaka değil gerçek bir son söz!)
Bence burada mayın yok
Dolmuş benim diilmi? İster arabesk çalarım ister klasik! :(
Hadi su ocağı yakta okkalı bi kahve pişir
Ana Sayfa
|